Sezgin Tanrıkulu,1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu’nun mesajı şöyle:

”Barışın hayat suyu demokrasi, özgürlük ve adalettir. Ne yazık ki AKP hükümeti içte ve dışta, barışa hayat suyu veren unsurları görmezden gelmeye devam ediyor.Kendi ülkesinde barışı tesis edemeyen bir iktidarın, başka ülkelere barışı getirmesi söz konusu değildir.

Bu nedenle de AKP hükümetini içte ve dışta savaş politikalarına son vermeye, barışın koşullarını sağlama vazifesini derhal yerine getirmeye davet ediyoruz.”

Genel Başkan Yardımcısı Sezgin Tanrıkulu, 1 Eylül Dünya Barış Günü nedeniyle bir mesaj yayınladı. Tanrıkulu’nun mesajı şöyle:“Ortadoğu’da savaş tamtamlarının çalındığı bir döneme denk gelen bu yılki 1 Eylül Dünya Barış Günü, barışseverler için en önemli mücadele günlerinden biridir. Kuşkusuz barış için verilen bedeller, mücadeleler olmasaydı, gerek Türkiye gerekse dünyada şimdikinden çok daha ağır, kanlı savaşlarla karşı karşıya kalacaktık.

Barış mücadelesi, en az savaşların tarihi kadar eskiye dayanır. Nitekim insanlığın varlığını sürdürmesi savaşla değil, barışla mümkün olmuştur.

O yüzden barış mücadelesi, insanlık mücadelesidir!

Ekonomik ve siyasî çıkarlar uğruna akıtılan her kan damlası, insanlık tarihine leke olarak düşmüştür.

Sivillerin yaşam hakkını tehdit eden savaş yanlılarının ellerindeki kan da yüzlerine, alınlarına bulaşmıştır.

İki yılı aşkın bir süredir yanıbaşımızdaki Suriye’de yaşanan iç savaşta binlerce insan gerek Baas rejimi gerekse radikal İslamcı gruplar tarafından katledildi. Yüzbinlerce insan yerinden-yurdundan oldu. Bölge ülkelere sığınan ve kamplarda tutulan yaşlılar, çocuklar, kadınlar veya hastaların maruz kaldığı zorlu yaşam koşulları, insanlığın utanç karnesini daha da kabartıyor.

Tüm dünyanın gözleri önünde ikinci bir Halepçe’nin yaşandığı Suriye’de tek kurtuluş yolu barıştır. Bu yüzden de barış için savaşın değil, barış için barış koşullarının oluşturulması gerekir.

Barışı savaşlar değil, barış mücadelesi tesis eder.

Suriye’ye demokrasi ve özgürlük getirmeyi vaat edenlerin sığındıkları yegâne reçetenin yeni bir savaş olması bizi şaşırtmıyor! Çünkü savaştan başka bir dil bilmeyenlerin sığındığı tek liman, yine silah, yine kan, yine ölümdür.

On yıllardır kanlı savaşların sahnesine çevrilen Ortadoğu’da halklar, artık ölüm ve gözyaşı istemiyor. Siviller Irak’ta, Suriye’de, Mısır’da, Tunus’ta, Libya’da, Türkiye’de petrol veya başka emeller uğruna yürütülen kanlı mücadelelerin mağduru olmak istemiyor. Sömürü, diktatörlük baskısı, zırhlı araç sesleri istemiyor!

Ortadoğu ve dünya halkları, çocuklarının bedenlerini toprağa vermek istemiyor!

Halklar barış ve özgürlük istiyor!

Fakat halkların bu arzularını kendi siyasî ve ekonomik emellerine alet ederek bölgedeki diktatörlüklerin yerine yeni egemenler yetiştirmek isteyen güçler demokrasi ve özgürlük kılıfı altında yeni savaşlara kapıyı aralıyor.

Suriye için, Mısır için, Tunus için, Türkiye için diyoruz ki; diktatörlüklere de savaşlara da hayır!

Barış yanlıları ne diktatörlüklerin ne de işgalcilerin safında olmak zorunda!

Diğer yandan, Türkiye’de otuz yılı aşkın süredir devam eden ve birkaç aydır askıya alınmış olan, binlerce insanın yaşamına mâl olan savaşın sonlandırılması için başta AKP hükümeti olmak üzere tüm aktörlerin derhal gerekli adımları atması gerekiyor.

Savaşa, çatışmaya, kan akmasına daha fazla seyirci kalınamaz. Barışın koşullarının oluşturulması için kaybedilen her gün, yeni ölümlere, yeni acılara sebep oluyor.

Barışın hayat suyu demokrasi, özgürlük ve adalettir. Ne yazık ki AKP hükümeti içte ve dışta, barışa hayat suyu veren unsurları görmezden gelmeye devam ediyor.

Kendi ülkesinde barışı tesis edemeyen bir iktidarın, başka ülkelere barışı getirmesi söz konusu değildir.

Bu nedenle de AKP hükümetini içte ve dışta savaş politikalarına son vermeye, barışın koşullarını sağlama vazifesini derhal yerine getirmeye davet ediyoruz.

Türkiye’de ve dünyada savaşa hayır, barış hemen şimdi!”

    Pazar, 01 Eylül 2013 13:29

Bağlantılı Konular